NÖROPATİK AYAK  AĞRISI

Nöropatik ağrı nedir? Nasıl tedavi edilir?

Nöropatik ağrı,periferik veya santral sinir sisteminin bir kısmının zedelenmesi,fonksiyonun bozulması veya uyarılabilirliğinin değişmesi ile ilgili bir ağrıdır.Nöropatik ağrı hasardan veya oluşan hasarın şiddetinden bağımsız olarak devam edebilir ve hatta haftalar,aylar,yıllar içinde şiddetlenebilir.Bu durum nosiseptif ağrıdan çok farklıdır çünkü nosiseptif ağrı uyaran ortadan kalktıktan sonra hızla düzelir.

Giriş

Uluslararası Ağrı Araştırmaları Teşkilatı (International Association for the Study of Pain/ IASP) 1994 yılında terminolojideki karışıklıkları önlemek amacıyla yeni bir tanımlama yapmıştır.Buna göre; Nöropatik ağrı,periferik veya santral sinir sisteminin bir kısmının zedelenmesi,fonksiyonun bozulması veya uyarılabilirliğinin değişmesi ile ilgili bir ağrıdır.Nöropatik ağrı hasardan veya oluşan hasarın şiddetinden bağımsız olarak devam edebilir ve hatta haftalar,aylar,yıllar içinde şiddetlenebilir.Bu durum
nosiseptif ağrıdan çok farklıdır çünkü nosiseptif ağrı uyaran ortadan kalktıktan sonra hızla düzelir.
Nöropatik ağrı nedenlerini,santral ve periferik nedenler olarak ikiye ayırmak mümkündür.

Periferik nöropati nedenleri

1. Travma/cerrahi/basınca sekonder hasar

2. Metabolik bozukluklar

3. Enfeksiyonlar

4. Kansere bağlı

5. Toksin/ilaç/alkole sekonder

6. Vasküler hastalıklar

7. Beslenme yetersizlikleri

Santral nöropatik ağrılar

1. Strok

2. Spinal kord lezyonları

3. Multipl skleroz

4. Tümörler
Genellikle bu grup ağrı sendromlarının en sık görülenleri diabetik nöropati, postherpetik nevralji ve CRPS olarak sıralanabilir.Nöropatik ağrı genellikle yanma, iğnelenme şeklinde olan ve hastalar tarafından rahatsız edici garip bir his olarak tarif edilir.

Nöropatik ağrı tanı ve tedavisi son yıllarda gerek klinisyenlerin,gerekse araştırmacıların en çok üzerinde durduğu ağrı sendromlarından birisi olmuştur. Bunun nedenleri:

a.Sinir sistemi zedelenmeleri sonrasında ortaya çıkan ağrı sendromlarının farkına varılması,

b.Nöropatik ağrılı hastaların tedavisinde yeterli başarı oranlarına ulaşılamamış olması,

c.Nöropatik ağrı mekanizmalarının, olası tedavi modalitelerinin çalışılabildiği ve araştırılabildiği hayvan modellerinin geliştirilmesi olarak sıralanabilir.
Nöropatik ağrıda somatosensoriyal sistemin anormal uyarılması söz konusu olduğu için ağrı spontan olarak ortaya çıkar.Buna ağrı eşiğinde düşme eşlik eder. Dolayısıyla da normalde ağrısız olan bir uyaran ağrı oluşturabilir (allodini).Uyarana karşı oluşan duyarlılık artışının hem süresi hem de amplitüdü abartılı boyutlara ulaşabilir (hiperaljezi).Nöropatik ağrı
sendromları arasında en önemli grubu oluşturan diabetik nöropati periferik nöropatiler arasında tanı açısından daha kolay ancak tedavi açısından oldukça zor bir grubu oluşturmaktadır.

Kesin olarak bilinmemekle birlikte diabetik nöropatinin genel olarak diabetli hastaların %50’sinde görüldüğü kabul edilmektedir. Diabette nöropati mekanizmaları ile ilgili çok çeşitli görüşler ileri sürülmesine karşın,diğer nöropatik ağrı sendromlarında olduğu gibi mekanizma kesin olarak açıklanamamaktadır.Yüksek seyreden kan şekerinin periferde fruktoz ve sorbitol artışına neden olduğu ve bu maddelerin periferik sinir hasarına yol açtığı ileri sürülmektedir.

Ancak klinikte rastlanan nöropatik bulguların tümünü bu yolla açıklamak mümkün değildir.Son yıllarda yapılan çalışmalarda bu hastalarda otoimmün mekanizmaların da rol aldığını göstermekte ve sinir hasarına antinöral otoantibadilerin neden olduğu öne sürülmektedir.Aynı çalışmalarda mikrovasküler mekanizmaların da etkisi,endonöral ve epinöral vasküler değişikliklerin oluşturduğu iskeminin sinir hasarına neden olduğu belirtilmektedir.

Büyüme hormonu ve glikoprotein laminin gibi endokrin faktörlerin de mekanizmada rol oynadığı düşünülmektedir.Bu hasta grubunda oluşan sinir hasarının hastalıkla birlikte süreklilik göstermesi ve farklı mekanizmaların klinik tabloda rol alması,tedavide yaşanan zorlukları da açıklamaktadır.

Diabetik nöropati farklı klinik tablolar şeklinde karşımıza çıkabilmekte ve fokal nöropatiler,trunkal nöropatiler yada mikst simetrik distal nöropatiler şeklinde görülebilmektedir.Özellikle mononöropatinin diğer nöropatik ağrı sendromlarından ayırıcı tanısı zorluk göstermektedir.Farklı klinik tablolar arasında en sık görüleni mikst simetrik distal nöropatiler olup hastanın
diabet varlığı biliniyorsa tanı açısından en kolay olanıdır.Klinik tablonun ağırlığı hastadan hastaya çok farklılık göstermekle birlikte bu grup hastalarda başlangıçta uygulanan koruyucu tedavi yöntemlerinin nöropatinin şiddetini azalttığı bilinmektedir.
Kronik nöropatik ağrı sendromları arasında en karmaşık olanı kuşkusuz Kompleks Rejyonel Ağrı Sendromlarıdır (CRPS). Klinik olarak iki grupta incelenen CRPS (I ve II) bir çok araştırma ve klinik yaklaşım olmasına rağmen atofizyolojisi, hastalığın seyri ve tedavisi ile ilgili birçok bilinmeyen bulunan ağrı sendromlarının başında gelmektedir. Nöropatik ağrısı ya da CRPS olan
hastalarda semptomlar çok çeşitlilik göstermektedir.Hastalarda tarif edilen semptomlardan en sık rastlanan spontan yanma ve iğnelenme tarzında ağrıdır.

Hastaların %69’unda ise hafif mekanik uyaranlarla (Elbisenin etkilenen bölge ile teması gibi) o bölgede hiperaljezi /allodini tespit edilebilmektedir. Hastalar ayrıca çevre ısı değişikliklerine ileri derecede hassastırlar.
Klinik olarak CRPS Tip II ’de (Kozalji; Major sinir zedelenmesiyle ilişkili olan CRPS) hastaların çoğunda semptomlar nöropatiye benzer (Elektriklenme hissi,keskin ve batıcı nitelikte ağrı).

Bu gruptaki hastalarda ayrıca zedelenmiş sinirin innerve ettiği bölgede allodini (Ağrılı olmayan uyarıya ağrı yanıtı) ile birlikte hipoestezi de gözlenebilir.Vazomotor otonom bozukluğuna bağlı etkilenen ekstremitede renk ve ısı değişiklikleri saptanabilir.Bu hasta grubunda cilt terlemesindeki asimetri gibi sudomotor değişiklikler de olabilir. CRPS’li hasta grubunda ciltte, tırnaklarda ve kıllanmada trofik değişiklikler saptanabilir.Hastaların bir çoğu etkilenen

ekstremitenin hastalığının belli bir döneminde ödemlendiğini,hareket kısıtlılığı olduğunu, belirtmekte,ekstremitede zayıflık,kuvvet kaybı da görülebilmektedir.

Nöropatik ağrıda tanı

Nöropatik ağrı tanısında kullanılan parametreleri subjektif ve objektif olarak ayırabiliriz. Subjektif değerlendirmede en önemli faktörler ağrı tipi ve şiddetinin belirlenmesidir. Bu değerlendirmede birçok farklı ağrı skalası önerilmekle beraber, hangi skala kullanılırsa kullanılsın detaylı ve doğru bir anamnezin tanıda çok önemli olduğu unutulmamalıdır.

Fizik muayenede motor sistem değerlendirmesinin yanı sıra sensoryal sistem ve otonom sinir sistemi muayenesi yapılmalıdır.Sensoryal değerlendirmenin en önemli bölümünü oluşturan duyu muayenesinde ağrının yanı sıra,dokunma, basınç, pozisyon,vibrasyon duyuları da değerlendirilmelidir.

Teşhisin Desteklenmesinde Kullanılan

Objektif Testler

Klasik testler

1-Pinprik ve dokunma testleri:Çok nonspesifik olmasına karşın nöropatik ağrı sendromlarında ilk kullanılan testlerdir.Hiperaljezi ve allodininin varlığını göstermek açısından önemli olmakla birlikte hasta ile kesin kooperasyon ve hasta eğitimi gerektiği için doğruluk oranları düşüktür.Bu amaçla geliştirilmiş filamanlar olduğu gibi bazı linisyenler,pamuk,fırça,
iğne gibi daha basit materyaller de kullanmaktadırlar.Testi uygulayan kadar kullanılan ekipmanın da önem taşıdığı bu testler tek başlarına çok anlamlı sonuçlar vermese de diğer objektif testlerle birlikte kullanılabilirler.
2-Radyolojik testler: Radyografik olarak kemik demineralizasyon CRPS teşhisinde spesifik bir bulgu değildir.Hastalarda ekstremitenin kullanılmamasına bağlı da demineralizasyon olabilmektedir.
3-Kemik Sintigrafisi: Kemik sintigrafisinin teşhiste yardımcı bir yöntem olabildiğine yönelik yapılan çalışmalarda çelişkili bulgular vardır.
4-Isı Ölçümü:Cilt kan akımını yansıtması nedeni ile,termometre,tele termometre,termografi yöntemleri ile ölçülür.Ölçümün anlamlı kabul edilmesi için normal cilt ısı değeri ile 1.5 0C’lik ölçüm farkının olması gerekmektedir.Termografik görüntüleme otonom fonksiyonların değerlendirilmesinde kullanışlı bir testtir.Bu değerlendirme için ortam ısısının 22 C de stabil olması gerekmektedir.Soğuk stress testine cevabın olmaması veya tekrar ısınmanın gecikmesi klinik teşhisinde anlamlı olabilir.
5-Periferal Kan Akımı: Lazer Dopler Flovmetre ile ölçülen kan akımı,sempatik fonksiyon bozukluğunda erken teşhis sağlamaktadır.Bu yöntem periferik nöropti yada CRPS teşhisinde yardımcı olabilir.
6-Kantitatif Terleme Testi (Quantitative Sudomotor Axon Reflex Test): Bu test dinleme halinde ve uyarılmış terleme cevaplarındaki bozuklukları araştırmaktadır.Meydana gelen değişiklikler periferal otonom fonksiyonlardaki patolojik değişiklikleri yansıttığını düşündürebilir.
7-Kantitatif Duyusal Testler (Quantitative Sensory Testing): Vibrasyon,ısı ve soğuk duyularının iletilmesini sağlayan küçük sinir liflerinin fonksiyonlarını test etmektedir.Spesifik olmamak ile birlikte ayırıcı tanıda destekleyici olabilir.
8-Elektromyografi-Sinir İleti Hızı Testi: Büyük sinir liflerinin zedelenmesinde fikir verebilir.Fakat tedavide veya prognozda bir etkisi bulunmamaktadır.

Modern testler

1-Mikronörografi: Sinir fonksiyonlarının en detaylı biçimde incelenebildiği bir test olması nedeniyle nöropatik ağrı sendromlarının tanısında en objektif yöntemlerden birisidir.Periferik sinirlere mikroelektrodların yerleştirilmesi ve spesifik sinir liflerine ait kayıtların alınması prensibine dayanmaktadır.

Özellikle periferik nöropatide C liflerinin fonksiyonlarının belirlenmesi açısından spesifik bir test olarak kabul edilmektedir. Gerek hayvan gerekse insan çalışmalarında sıklıkla kullanılmakla birlikte klinik kullanımı hastanın kooperasyonunun şart olması ve deneyimli kişilerce yapılabilmesi nedeniyle henüz oldukça kısıtlıdır.
2-Laser ile uyarılmış potansiyeller (Laser evoked potentials): İnfrared CO2 ve ısı ile uyarılmış potansiyellerin kullanıldığı bu yöntem sensoryal sistemin değerlendirilmesinde çok değerli sonuçlar vermekle birlikte özellikle
kullanılan sistemlerin pahalı oluşu önemli dezavantaj oluşturmaktadır.
3-Sensoryal sinirlerin ileti eşiği (Sensory nerve conduction threshold): Transkutanöz spesifik elektrodlarla yapılan bu test son yıllarda popülarite kazanmış olup nöroselektif elektriksel stimuluslara alınan yanıtların
değerlendirilmesi prensibine dayanır.Ancak cilt kalınlığı,ödem ya da cilt ısısı gibi etkenler sonuçlara etki etmektedir.Non-invaziv ve multimodal oluşu klinik kullanımını önümüzdeki yıllarda arttıracak olan bu yöntem şimdilik genellikle klinik çalışmalarda kullanılmaktadır.
4-Deri punch biyopsi: Özel boyama işlemleriyle, miyelinsiz ve ince miyelinli periferik sinir liflerinin tetkikinde kullanılmaktadır.

Tedavi

Nöropatik ağrı sendromlarında daha başarılı bir tedavinin ilk şartı değerlendirme ve tanının erken yapılmasıdır.Erken yapılmış bir sınıflama ve doğru yapılmış bir sensoryal değerlendirme tedavide çok önemli rol oynamaktadır.
Aynı hastalığı olanları benzer şekilde tedavi etmek,tek bir hastalıkta semptomların ortaya çıkışında birden fazla mekanizma olabileceğini akılda tutmak,hastalık seyri sırasında değişik mekanizmaların dönemsel olarak baskın karakter kazanabileceğini unutmamak ve değişik hastalıkların aynı semptomları
yapabileceğini akılda tutmak gerekmektedir.
Nöropatik ağrısı olan hastalarda tedavinin hedefi spesifik belirti ve semptomlara karşı olmalıdır.Tedavi yaklaşımı ağrının hafifletilmesi ve yaşam kalitesinin yükseltilmesidir.

Nöropatik ağrının tedavisinde kullanılan ilaçlar:

Bitkisel doğal tedavi ialçları
Trisiklik antidepresanlar
Antikonvülzanlar
Antiaritmikler
Opiyatlar
Oral ve topikal lokal anestezikler
Ketamin
Kapsaisin krem olarak sınıflandırılabilir.
Genel olarak trisiklik antidepresanlar ve özellikle de Amitriptilin ilk seçilen ajan olmakta,bu ilaca yanıt alınamadığı durumlarda antikonvülsanlar kullanılmaktadır.
Antidepresanların serotonerjik ve noradrenerjik mekanizmalar üzerinden etki ettiğinin ortaya konmasından sonra,SSRI grubu antidepresanların nöropatik ağrıda etkin olabileceği düşünülmüş,ancak yeterli sayıda kontrollü çalışma bulunmamasına rağmen,bu ajanların amitriptilin kadar etkin olmadığı görülmüştür.Gerek antidepresanların,gerekse antikonvülsanların yan etkileri uzun süreli kullanımlarında ciddi sorunlara neden olmaktadır.Ayrıca her hastada benzer etkinlikleri görülmediği gibi,aynı hastanın tedaviye yanıtı da tedavi süresince çok değişkenlik göstermektedir.Bu ilaçların kullanım süreleri ve dozları konusunda da bir fikir birliği bulunmamaktadır.
Opioidlerin nöropatik ağrıda kullanımları ile ilgili tartışmalar sürmektedir. Bazı klinisyenler nöropatik ağrının opioidlere dirençli ağrılar olduğunu iddia ederken,diğer bir grup etkili olduklarını ancak doz ayarlamasının doğru yapılması ve gerekirse yüksek dozlara çıkılması gerektiğini bildirmektedirler.Opioid ajanlar içerisinde şüphesiz en etkili olanı zayıf bir sentetik ajan olan Tramadol Hidroklorid olup serotonerjik mekanizmalar
üzerinden etki gösterdiğinin ortaya konmasından sonra yapılan çalışmalarda başarılı sonuçlar bildirilmiştir.
Oral ya da topikal lokal anestezikler daha az sıklıkla kullanılmakta ve etkili oldukları gösterilen az sayıdaçalışma bulunmaktadır.Deneysel çalışmalarda kullanılan kapsaisin kremin çok düşük konsantrasyonda desensitizasyon yaptığının ortaya konmasından sonra,özellikle zona zoster ve postherpetik nevralji vakalarında etkinliğinin gösterildiği çeşitli çalışmalar yayınlanmıştır.Ancak yaygın klinik kullanımından söz edilemez.Ketamin de aynı şekilde nöropatik ağrıda önemli bir alternatif olarak görülmüş ve yapılan
çalışmalarda başarılı sonuçlar alınmıştır.Ancak gerek yan etki profili, gerekse uzun süreli kullanımının zorluğu klinik kullanımını kısıtlamakta, oral formunun bulunmaması da önemli bir sorun oluşturmaktadır.Tüm olumsuzluklara rağmen gerek deneysel gerekse klinik çalışmalarda sıklıkla kullanılmaktadır.
Son yıllarda nöropatik ağrı tedavisinde önemli bir seçenek te Gabapentin olmuş ve başlangıçta düşünüldüğü gibi GABA üzerinden etki etmediği ortaya konduğu halde, bilinmeyen bir mekanizma ile nöropatik ağrıda etkili olmaktadır. Gabapentinin,gerek terapötik aralığının çok geniş olması,gerekse yan etkilerinin diğer ajanlara göre azlığı, klinik kullanımını arttırmaktadır. Proteinlere bağlanmaması,metabolize edilmemesi,karaciğer enzimlerini indüklememesi ve inhibe etmemesi nedeniyle diğer ilaçlarla etkileşime girmemesi de kullanımını arttırmıştır.
Nöropatik ağrı tedavisinde farklı semptomlara göre farklı ajanları önerilmektedir.Devamlı yanma ağrısında Amitriptilin,zonklama ve keskin ağrıda Karbamazepin ve Fenitoin,daha az sıklıkla Valproat ve Tokainid,parestezi/
dizestezi ön planda ise Fenitoin ve Meksiletin,allodininide ise abapentin, Amitriptilin ve Ketamin önerilen çeşitli çalışmalar mevcuttur.

Nöropatik ağrı sendromlarının bazılarında medikal tedavinin yeterli olmadığı durumlarda sempatik bloklar ve çeşitli nöromodülasyon yöntemleri kullanılmaktadır.Hasta seçim kriterlerinin çok önem kazandığı bu tedavi yöntemlerinin uygulanması,özellikle mekanizmada sempatik sinir sistemi ve nöropatik ağrı ilişkisinin ortaya konamaması nedeniyle hala tartışılmaktadır.Bu tedavileri uygulamadan önce mutlaka prognostik girişim yapılarak hastanın tedaviden yararlanıp yararlanmayacağının ortaya konması gerekmektedir.

Son yıllarda giderek artan çalışmaların ışığında,nöropatik ağrı mekanizmasında sağlanan ilerlemeler,önümüzdeki yıllarda tedavi modaliteleri arasında belki de en tartışmalı grup olan nöropatik ağrıların tedavisinde spesifik ajan ya da yöntemlerin bulunmasını sağlayacaktır.
—————————————————————————-
İĞNELENME

gögüste iğne batması göğüse iğne batması göğse iğne batması ayak parmaklarında karıncalanma parestezi nedenleri ayakta iğne batması ayaktaki baş parmakta iğnelenme başın iğnelenmesi İĞNELENME iğnelenme (parestezi),çoğunlukla el ve ayak derisinde hissedilen karıncalanma ve iğne batması hissidir.Derinin o bölgesini besleyen çevresel sinirdeki bir sorundan kaynaklanır.Genellikle, sorun sinir üzerinde baskıdır ve vücudun duruşu değiştirildiğinde ve baskı kaldırdığında kaybolur.

Bazen baskı başparmakta,işaret parmağında ve orta parmakta iğnelenmeye neden olan karpal tünel sendromunda olduğu gibi,sinirin kapalı bir yere kıstırılmasından kaynaklanır,iğnelenme ayrıca şeker hastalığı ve böbrek yetmezliği gibi, sinirleri etkileyen hastalıklarda da ortaya çıkar.
“karıncalanma neyin belirtisidir”,ani iğnelenmeler,ara ara vücutta karıncalanma,ayak altı batmaları,ayak altı igne batması,ayak altı iğnelenmesi,ayak altı karıncalanması,ayak altında batma hissi,ayak altında
iğnelenme,ayak altında karıncalaşma neyin hastalık belirtisidir,ayak altlarında iğne batma hissi sinir,ayak iğnelenmesi,ayak karıncalanması ve nedenleri,ayak parmağı karıncalanması ve tedavisi,ayak parmaklarında
ıgnelenme,ayak parmaklarında iğnelenme uyuşma,ayak parmaklarında karıncalanma, ayak parmaklarında karıncalanma nedenleri,ayak parmaklarında ki iğnelenmelerin sebaplari,

AYAK PARMAKLARINDA UYUŞMA KARINCALANMA, ayak parmaklarında uyuşma nedenleri,ayak üstü iynelenmesi,ayakda karıncalanma,ayaklarda batma hissi,AYAKLARDA İĞNE BATMASI,ayaklarda iğnelenme,ayaklarda iğnelenme nedenleri,AYAKLARIN ALTI İĞNELENMESİ,ayakta batma hissi,ayakta iğne batma hissi,ayakta iğne batması,ayakta iğne batması hissi,ayakta iğne gibi batma,Ayakta iğne gibi batma sebepleri,ayakta iğneleme,ayakta ignelenme,ayakta iyne batması,baş iğne batma hissi,baş parmakta iğnelenme,başa iğne gibi batmanın nedeni,BAŞIN İĞNELENMESİ,başın karıncalanmasının ebepleri,başparmakta iğne gibi batma,basparmakta ignelenme,

BAŞPARMAKTA KARINCALANMA,batma,beynin karincalasmasi,boyun iğnelenmesi,bronşit belirtileri VUCÜTTA İĞNELENME KARINCALANMA,deri karıncalanma nedenler,deride karıncalanma ve iğnelenme neden olur,dilde iğne batması,dilde iğnelenme,el ayak iğnelenmesi,el ayak karıncalanması,el ayak ta igne gibi batma,el başparmakta karıncalanma,el iğnelenmesi,el karincalasmasi,el parmakların iğnelenmesi,el ve ayak iğnelenmesi,el ve ayaklarda ignelenme hissi,el ve ayakta iğne gibi,el ve ayaktaki karincalasmalar,el ve ayaktaki karincalasmalar neden olur,eller neden iğnelenir,ğöğüs batmasının nedenleri,

GÖGÜS İĞNELENMESİ,ğögüs kafesı batma, göğüs kafesi iğne batması,gögüs kafesin iğnelenmesi,göğüs kafesinde batma, göğüs kafesinde batma neden olur,göğüs kafesinde karıncalanma,gögüs ve ellerde ignelenmeler,göğüsde iğnelenme,gögüsde karıncalanma,göğüse iğne batması, göğüste batma hissi,göğüste iğne batma hissi,gögüste igne batması,göğüste iğne batması hissi,göğüste iğnelenme, göğüste iğnelenmeler,göğüsteki iğnelenmenin nedenleri,gögüsün igne gibi batmasi,göğüsüne iğne batması,göüste iğnelem hissi,göz iğnelenmesi,

GÖZ KARINCALASMASI,idrar yolu karıncalaması,iğne batma hissi,iğne batması belirtisi,iğne batması hissi,iğne batması hissi kafa, igne gibi batmalar,iğnelenme,İĞNELENME hakkında,iğnelenme hissi,iğnelenme hissi nedenleri,iğnelenme ne demek,İĞNELENME nedir,iğnelenme nedir sebepleri ve tedavisi,iğnelenme ve karıncalanma,iğnelenme ve karıncalanma tedavisi, iğnelenme ve karıncalanmanın nedenleri,iğnelenmenin nedenleri,ignelenmesi nedendir,ignelenmesi tedavisi,iğnelenmeye bitkisel çözümler,İnsan kol ve ayaklarında karıncalanma nedenleri tedavi şekli,iynelenme,kalbe,kalbe iğne batması,kalbin iğnelenmesi,kalbin ignelenmesi nedir,kalbin iynelenmesi,kalp de batmalar,kalp iğnelenmesi,kalp iynelenmesi,kalpte iğnelenme,kalpte iğnelenme batma, kalpte iğnelenme hissi,kalpte ignelenme neden olur tedavisi,kalpte ignelenme sebebi,kalpte karıncalanma,kalpte seğirme ve batma,karıncalanma batma göğüs kafesi, karıncalanma iğne batması,karıncalanma sebepleri, karıncalanma sebepleri vucudda,karincalanma vicutta, kolesterol iğnelenme,

KÜÇÜK PARMAKTA İĞNE BATMA HİSSİ,meme batmalar,meme içi iğnelenme,memede ignelenme,memede karıncalanma,memede karıncalanma nedenleri,memede karıncalanmanın nedenleri?,memelerde ignelenme hissi,omuz karincalasmasi,orta parmakta iğnelenme, parestezi nedenleri,parestezi vücutta,parmaklarda iğnelenme,parmakta ignelenme,şeker hastalıgı vucutta iğnelenme,sinir sistemi
İĞNELENME KARINCALANMA,sol ayak altı iğnelenmesi,sol ayak karıncalamasının nedenleri,sol ayak karıncalanmasının nedenleri,sol ayakta karincalanma,sol ayakta karıncalanma uyuşma iğne batması,sol ayakta uyusma,sol elde iğne batması,sol gögüs altinda ignelenme neden olur,sol göğüs batması,

SOL GÖĞÜS İĞNE BATMASI GİBİ,sol göğüs iynelenmesi,sol göğüs kafesinde iğnelenme,sol göğüsbatması,sol göğüste batma,Sol gögüste batma hissi, sol göğüste iğne batması,sol gögüste igne gibi batma nedir,sol gögüste iğnelenme, sol gögüste ignelenme nedeni,sol İŞARET parmak KARINCALANMASI,sol kalça karıncalanmasının nedeni,sol karın boşluğu batması,sol meme üzerinde iğne batması,tüm vücutta iğnelenmeler,vicutta igneleme,vicutta karıncalaşma,

VUCUD KARINCALANMASI,Vucuda aniden iğne gibi batmalar,vücuda iğne batma hissi, vücuda iğne batması,vücuda iğne batması hissi,vücuda iğneler batması,vucudda iğnelenme neyin belirtisi,vucudda karincalanma,vücudumuzun ignelenmesi nedendir,vücudun batması,vucudun iğne batması,vucudun iğnelenmesi,VÜCUDUN KARINCALANMASI,vücudun sol kafesinde oluşan hastalıklar,vucut batmaları,vucut da iğne batmaları neden olur,vücut iğnelanmesi karıncalanması,vücut ignelenmeleri,vücut iğnelenmesi,vucut ignelenmesi nin tedavisi,vucut ignelenmesi sebebi,vücut iğnelenmesine,vucut karincalanmalari,vucut karıncalanması,vücut karıncalanması neyin belirtisidir?,vucut karincalasma,vucut karincalasmasi,vücut neden karıncalanır,vucut un ignelenmesi,vücuta igne batmaları,vücuta iğne batması,vücuta iğnelenme,vücutda karıncalanma iğne batma hissi,vucutda karıncalaşma, vücutta batma,vucutta batma hissi,vücutta batmalar,vucutta hafif iğnelenme, vücutta iğne batma hissi,

VÜCUTTA İGNE BATMALARI,VÜCÜTTA İGNE BATMANIN SEBEPLERİ,vücutta igne batması,vucutta igne batmasi hisSI,vücutta iğne batması hissi ve kalça ağrısı,vücutta iğne batması karıncalanma,vucutta iğneleme,vücutta iğnelenme,vücutta iğnelenme hissi,vücutta iğnelenme ne dir,Vucutta ignelenme nedenleri,vücutta iğnelenme sebepleri,vücutta iğnelenme ve karıncalanma,vücutta iğnelenmeler,vucütta iğnelenmeler nedeni,vücutta iğnelenmenin nedeni,vücutta iğnelenmenin nedenleri,vücutta karıncalama, vücutta karıncalanma,vücutta karıncalanma hissi,vücutta karıncalanma iğne batması,

VÜCÜTTA KARINCALANMA NEDEN OLUR,vücutta karıncalanma nedenleri,VÜCUTTA KARINCALANMA VE BATMALAR,vücutta karıncalanma ve iğne batma hissi,vücutta karıncalanma ve iğne batma hissi nedenleri,vücutta karıncalanma VE İĞNELENME,vücutta karıncalanmalar,vucutta karincalasma,vücuttaki ani iğnelenmeler,vucuttaki batmalar,vücuttaki batmaların nedeni,vücuttaki iğne gibi batmalar,vücuttaki iğnelenme belirtileri,vücuttaki iğnelenmeler, vücuttaki iğnelenmenin nedenleri,vücuttaki iğnelenmenin sebepleri,vücuttaki karıncalanma,vücuttaki karıncalanma bitkisel tedavi,VUCUTTAKİ ARINCALANMA NEDEN OLUR, vucuttaki karincalanma nedeni,vucuttaki karıncalanma nedenleri,VUCUTTAKİ KARINCALANMA SEBEPLERİ,vücuttaki karincalasma, vucuttakikarincalasma, vucuttakikarincalisma,vüvutta karıncalanma neyin belirtisidir,yüksek kolesterol iğnelenme
—————————————————————

1- BEL FITIĞI: (%66)

Bel omurları arasında bulunan ve disk adı verilen yapının fıtıklaşarak kalça ve bacağa giden sinir köklerine bası yapmasıdır.Tedavisinde istirahata ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanmalıdır.Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı,bacakta incelme,dayanılmaz ağrılar varsa veya çekilen tomografi veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir.Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir.Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama,seksüel gücün kaybı,ayaklarda felç gibi sorunlar gelişebilir.Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam,korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar,tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur.Ancak Mikrocerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmamıştır.

2- OMURİLİK KANAL DARALMASI: (%10)

Tıpta lomber spinal stenoz denilen kanal darlığı omuriliği çevreleyen kemik ve bağ dokusu kireçlenmesiyle omuriliğe bası oluşması olayıdır.Bu bası sonucu her iki bacakta ağrı yanma karıncalanma ve yürüme güçlüğü gibi belirtiler gözükür.Kişi kısa bir mesafe yürümeye çalışsa bile sık sık durup dinlenme ihtiyacı hisseder.Otururken vücudunu öne doğru eğer,anacak böyle rahatlar. Hastalık ilerlerse bacaklarındaki uyuşukluk ve yanmalar gece hastayı uyandırır,uyandığında bacaklarını bir kütük gibi hisseder,bacaklarını nereye koyacağını bilemez. Hastalığın ilerlediğini gösteren diğer bir belirti de bacaklara sık sık kramp girmesidir.En ileri safhada ise cinsel güç kaybolur, hasta idrar kaçırmaya başlar.Sadece uyuşmanın veya yanmaların olduğu dönemde
hastaya fizik tedavi,yüzme ve eksersizler önerilir.er bu darlık ileri derecedeyse yani hasta yürürken sık sık dinlenmek ihtiyacını duyuyor veya geceleri uyuşukluk nedeniyle uyanıyorsa mutlaka ameliyat gerekir.

3- BEYİN KANAMALARI, DAMAR TIKANMALARI: (%2)

Halk arasında felç de denilen bu rahatsızlığın belirtileri:

Vücudun bir tarafında halsizlik Bu his eldeki bir eşyayı tutamayıp düşürmekten,kolu bacağı kaldıramamaktan tam paralize olmaya kadar türlü türlü biçimlerde olabilir.Diğer belirtiler gibi bu da bazen geçici olur ve birkaç
dakika,bir kaç saat,hatta bir kaç gün kadar sürer ve sonra kaybolur.Bu nedenle kişiler olayın üzerinde fazla durmaz ve ihmal ederler.Vücuttaki bu halsizliğin belki yatakta biçimsiz bir pozisyonda uyumuş olmaktan kaynaklandığını sanırlar,Vücudun bir kısmında uyuşma veya hissizlik Ayağın uyuşması gibi, Eşyayı çift görme,Ayak üstünde dururken sendelemek Bazen bununla birlikte bulantı hissi de olabilir,Gözün tamamen veya kısmen görme yeteneğini yitirmesi,Konuşmakta veya konuşulanları anlamakta güçlük çekmek,Şiddetli ve nedeni bilinmeyen başağrısı.Bu ağrı gerginlikten veya migrenden kaynaklanan baş ağrısına benzemez.Ağrı aniden ve gök gürlemesi gibi gelir,oldukça şiddetli ve diğer bütün baş ağrılarından daha kötüdür.Gerek kendinizde gerekse ailenizin bireylerinde bu tür belirtileri gördüğünüz zaman göz ardı etmeyiniz. Belirtiler felcin her an gelebileceğinin habercisi olabilir.En iyisi hemen ya doktora veya bir hastanenin acil servisine gitmektir.Yerinde müdahale ile felç önlenebilir veya etkileri hafifletilebilir.

4- BEYİN VEYA OMURİLİK TÜMÖRLERİ: (%1)

Yukarıda sayılan tüm belirtiler tümörlerde de görülür.

5- BEYİN VEYA OMURİLİĞİ TUTAN ENFEKSİYONLAR: (%1)

Felç belirtilerine yüksek ateş,lökosit sayısında ve sedimantasyon hızında artış da eklenir.

6- ŞEKER HASTALIĞI: (%5)

Şeker hastalığı,kan şekerinin çok yüksek olmasıyla kendini gösteren kronik bir hastalıktır.Dünyadaki en yaygın hastalıklardan biridir.Vücut glikozu enerjiye dönüştüremediği zaman ortaya çıkar.Glikozun enerjiye dönüştürülmesi
pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla olur.Eğer pankreastan insülin salınımı azalır veya kaybolursa,glikoz kanda kontrolsüz bir şekilde yükselir ve şeker hastalığına yol açar.

7- HUZURSUZ BACAK SENDROMU: (%2)

Huzursuz bacak sendromu olan kişiler genellikle yatağa girip hareketsiz kaldıklarında bacaklarında fark ettikleri ancak tam olarak da tarif edemedikleri rahatsız edici hislerden yakınırlar.Bu hisler kişiler tarafından
“baldırlarım ağrıyor”,”bacaklarıma derinden bir şeyler batıyor”,”yanıyor”, “uyuşuyor”,”bacaklarımla böcekler yürüyor”,”küçük bıçaklar saplanıyor” gibi çok farklı şekillerde tarif edilirBu hislerin ortak özelliği istirahat halinde ortaya çıkıp,hareket ile kaybolmalarıdır.Bu nedenle bu hisler sadece yatarken değil gün içinde özellikle uzun süre hareketsiz kalındığında da (televizyon, sinema seyrederken, seyahat sırasında) ortaya çıkar ve kişi bacaklarını hareket ettirme ihtiyacı duyar.Huzursuz bacak sendromu kalıtsal geçişi olan bir durumdur.%95 oranında sebebi belirsiz olarak ortaya çıkar,%5 oranında da demir eksikliği, şeker hastalığı,üremi,vitamin B12 eksikliği,kalsiyum veya magnesium eksikliği, bel fıtığı,bacak varisleri nedeni
ile de ortaya çıkabilmektedir.

8- KANSER METASTAZLARI: (%1)

Akciğer kanseri,uzak organlara yayıldığında şu belirtilere sebep olabilir: Kemik ağrısı,Nörolojik belirtiler (bir bacak veya kolun uyuşması,baş dönmesi, göz kararması),Sarılık (deri ve gözlerin sararması).

9- BACAK KIRILMALARI: (%1)

Eğer kırılan kemiklerin arasında sinirler sıkışırsa uyuşma hissedilir.

10-VİTAMİN EKSİKLİKLERİ: (%3) Özellikle akşam saatlerinde hissedilen bacaklardaki uyuşmaların demir ve folik asit yetersizliğinden kaynaklandığı biliniyor.

11-HEMATOLOJİK HASTALIKLAR: (%1)

Özellikle myelodisplastik sendromda görülür.Myelodisplastik sendromda kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinin olgunlaşamaması yanında kemik iliğindeki kan hücrelerinde normal hücrelerden farklı olan gelişim bulunur.MDS’li hastalarda kan yapımında azalmanın sonucu olarak kan hücrelerinde azalma (anemi) ve kan hücrelerinin kalite bozukluğu vardır.

12- DONMA: (%1)

Donma olayında en önemli belirti el ve ayak parmak uçlarının uyuşması ve karıncalanmasıdır.Derhal ayakkabı bağlarını geve şetip sert darbelerle ayaklarınızı yere vurun ve ellerinizi birbirine vurarak uyuşmanın geçmesini
sağlayın.Böyle bir durumda aşırı ısı kaynağına uyuşan bölgenizi yaklaştırmayın.Uyuşmadan sonraki en tehlikeli belirti,artık iyice hissizleşen çimdikleme veya sert uçlu darbelere tepki vermeyen organlardır.Böyle bir durumda donan kısım battaniye ile sarılmalı,eller mümkünse koltuk atlarına sokulmalıdır.Büyük donmalarda 37 dereceye ısıtılmış su ile donan bölge ovulmalıdır.Ancak bu şekilde çözünen doku tekrar donma tehlikesi ile karşılaşırsa donan bölgede büyük hücre kayıpları olur ve organ kangren olabilir.O nedenle bu işlem açık arazide yapılmamalıdır.

13- MULTİPL SKLEROZ: (%1)

Nörolojinin en önemli hastalıklarından biri olan ve son yıllarda görülme sıklığı artan MS hastalığı,doktorların tabiriyle sinsi bir hastalık.Daha çok 15-40 yaşlarındaki yetişkinlerde görülen,baş dönmeleri,uyuşmalar ve
bacaklarda halsizlik gibi birtakım belirtiler gösteren MS hastalığının ne yazık ki kesin bir tedavisi de yok.

14- DİĞER: (%1)

Tuzak nöropatiler,kronik böbrek yetmezliği,romatizmal hastalıklar,varis gibi hastalıklar da bacaklarda bacaklarda ve ayaklarda uyuşma yapan bir çok hastalık vardır…

bu hastalıklar ile uyuşma nedenlerinn yüzdesine değinecek olursak ;

1- BEL FITIĞI: (%66)

Bel omurları arasında bulunan ve disk adı verilen yapının fıtıklaşarak kalça ve bacağa giden sinir köklerine bası yapmasıdır.Tedavisinde doğal tedaviistirahata ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanmalıdır.Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı,bacakta incelme,dayanılmaz ağrılar varsa veya çekilen tomografi veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir.Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir.Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama,seksüel gücün kaybı, ayaklarda felç gibi sorunlar gelişebilir.Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım,uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar,tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur.Ancak Mikrocerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmamıştır.

2- OMURİLİK KANAL DARALMASI: (%10)

Tıpta lomber spinal stenoz denilen kanal darlığı omuriliği çevreleyen kemik ve bağ dokusu kireçlenmesiyle omuriliğe bası oluşması olayıdır.Bu bası sonucu her iki bacakta ağrı yanma karıncalanma ve yürüme güçlüğü gibi belirtiler gözükür.Kişi kısa bir mesafe yürümeye çalışsa bile sık sık durup dinlenme ihtiyacı hisseder.Otururken vücudunu öne doğru eğer,anacak böyle rahatlar. Hastalık ilerlerse bacaklarındaki uyuşukluk ve yanmalar gece hastayı uyandırır,uyandığında bacaklarını bir kütük gibi hisseder,bacaklarını nereye koyacağını bilemez.Hastalığın ilerlediğini gösteren diğer bir belirti de bacaklara sık sık kramp girmesidir.En ileri safhada ise cinsel güç kaybolur, hasta idrar kaçırmaya başlar.Sadece uyuşmanın veya yanmaların olduğu dönemde
hastaya fizik tedavi,yüzme ve eksersizler önerilir.er bu darlık ileri derecedeyse yani hasta yürürken sık sık dinlenmek ihtiyacını duyuyor veya geceleri uyuşukluk nedeniyle uyanıyorsa mutlaka ameliyat gerekir.

3- BEYİN KANAMALARI, DAMAR TIKANMALARI: (%2)

Halk arasında felç de denilen bu rahatsızlığın belirtileri:

Vücudun bir tarafında halsizlik Bu his eldeki bir eşyayı tutamayıp düşürmekten,kolu bacağı kaldıramamaktan tam paralize olmaya kadar türlü türlü biçimlerde olabilir.Diğer belirtiler gibi bu da bazen geçici olur ve birkaç
dakika,bir kaç saat,hatta bir kaç gün kadar sürer ve sonra kaybolur.Bu nedenle kişiler olayın üzerinde fazla durmaz ve ihmal ederler.

Vücuttaki bu halsizliğin belki yatakta biçimsiz bir pozisyonda uyumuş olmaktan kaynaklandığını sanırlar,Vücudun bir kısmında uyuşma veya hissizlik Ayağın uyuşması gibi,Eşyayı çift görme,Ayak üstünde dururken sendelemek Bazen bununla birlikte bulantı hissi de olabilir,Gözün tamamen veya kısmen görme yeteneğini yitirmesi, Konuşmakta veya konuşulanları anlamakta güçlük çekmek,Şiddetli ve nedeni bilinmeyen başağrısı.Bu ağrı gerginlikten veya migrenden kaynaklanan baş ağrısına benzemez.Ağrı aniden ve gök gürlemesi gibi gelir,oldukça şiddetli ve diğer bütün baş ağrılarından daha kötüdür.

Gerek kendinizde gerekse ailenizin bireylerinde bu tür belirtileri gördüğünüz zaman göz ardı etmeyiniz.Belirtiler felcin her an gelebileceğinin habercisi olabilir.En iyisi hemen ya doktora veya bir hastanenin acil servisine gitmektir.Yerinde müdahale ile felç önlenebilir veya etkileri hafifletilebilir.

4- BEYİN VEYA OMURİLİK TÜMÖRLERİ: (%1)

Yukarıda sayılan tüm belirtiler tümörlerde de görülür.

5- BEYİN VEYA OMURİLİĞİ TUTAN ENFEKSİYONLAR: (%1)

Felç belirtilerine yüksek ateş,lökosit sayısında ve sedimantasyon hızında artış da eklenir.

6- ŞEKER HASTALIĞI: (%5)

Şeker hastalığı,kan şekerinin çok yüksek olmasıyla kendini gösteren kronik bir hastalıktır.Dünyadaki en yaygın hastalıklardan biridir.Vücut glikozu enerjiye dönüştüremediği zaman ortaya çıkar.Glikozun enerjiye
dönüştürülmesi pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla olur.Eğer pankreastan insülin salınımı azalır veya kaybolursa,glikoz kanda kontrolsüz bir şekilde yükselir ve şeker hastalığına yol açar.

7- HUZURSUZ BACAK SENDROMU: (%2)

Huzursuz bacak sendromu olan kişiler genellikle yatağa girip hareketsiz kaldıklarında bacaklarında fark ettikleri ancak tam olarak da tarif edemedikleri rahatsız edici hislerden yakınırlar.Bu hisler kişiler tarafından
“baldırlarım ağrıyor”,”bacaklarıma derinden bir şeyler batıyor”,”yanıyor”, “uyuşuyor”,”bacaklarımla böcekler yürüyor”,”küçük bıçaklar saplanıyor” gibi çok farklı şekillerde tarif edilirBu hislerin ortak özelliği istirahat
halinde ortaya çıkıp,hareket ile kaybolmalarıdır.Bu nedenle bu hisler sadece yatarken değil gün içinde özellikle uzun süre hareketsiz kalındığında da (televizyon,sinema seyrederken,seyahat sırasında) ortaya çıkar ve kişi bacaklarını hareket ettirme ihtiyacı duyar.Huzursuz bacak sendromu kalıtsal geçişi olan bir durumdur.%95 oranında sebebi belirsiz olarak ortaya çıkar,%5 oranında da demir eksikliği,şeker hastalığı,üremi,vitamin B12 eksikliği, kalsiyum veya magnesium eksikliği,bel fıtığı,bacak varisleri nedeni ile de
ortaya çıkabilmektedir.

8- KANSER METASTAZLARI: (%1)

Akciğer kanseri,uzak organlara yayıldığında şu belirtilere sebep olabilir: Kemik ağrısı,Nörolojik belirtiler (bir bacak veya kolun uyuşması,baş dönmesi, göz kararması),Sarılık (deri ve gözlerin sararması).

9- BACAK KIRILMALARI: (%1)

Eğer kırılan kemiklerin arasında sinirler sıkışırsa uyuşma hissedilir.

10- VİTAMİN EKSİKLİKLERİ: (%3)

Özellikle akşam saatlerinde hissedilen ayak tabanlarında elektrik çarpılmış gibi bir his ve uyuşmaların demir ve folik asit yetersizliğinden kaynaklandığı biliniyor.

11- HEMATOLOJİK HASTALIKLAR: (%1)

Özellikle myelodisplastik sendromda görülür.Myelodisplastik sendromda kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinin olgunlaşamaması yanında kemik iliğindeki kan hücrelerinde normal hücrelerden farklı olan gelişim bulunur.MDS’li hastalarda kan yapımında azalmanın sonucu olarak kan hücrelerinde azalma (anemi)
ve kan hücrelerinin kalite bozukluğu vardır.

12- DONMA: (%1)

Donma olayında en önemli belirti el ve ayak parmak uçlarının uyuşması ve karıncalanmasıdır.Derhal ayakkabı bağlarını gevşetip sert darbelerle ayaklarınızı yere vurun ve ellerinizi birbirine vurarak uyuşmanın
geçmesini sağlayın.Böyle bir durumda aşırı ısı kaynağına uyuşan bölgenizi yaklaştırmayın.Uyuşmadan sonraki en tehlikeli belirti,artık iyice hissizleşen çimdikleme veya sert uçlu darbelere tepki vermeyen
organlardır.Böyle bir durumda donan kısım battaniye ile sarılmalı,eller mümkünse koltuk atlarına sokulmalıdır.Büyük donmalarda 37 dereceye ısıtılmış su ile donan bölge ovulmalıdır.Ancak bu şekilde çözünen doku tekrar donma tehlikesi ile karşılaşırsa donan bölgede büyük hücre kayıpları olur ve organ
kangren olabilir.O nedenle bu işlem açık arazide yapılmamalıdır.

13- MULTİPL SKLEROZ: (%1)

Nörolojinin en önemli hastalıklarından biri olan ve son yıllarda görülme sıklığı artan MS hastalığı,doktorların tabiriyle sinsi bir hastalık.Daha çok 15-40 yaşlarındaki yetişkinlerde görülen,baş dönmeleri,uyuşmalar ve
bacaklarda halsizlik gibi birtakım belirtiler gösteren MS hastalığının ne yazık ki kesin bir tedavisi de yok.

14- DİĞER: (%1)

Tuzak nöropatiler,kronik böbrek yetmezliği,romatizmal hastalıklar,varis gibi hastalıklar da ayak tabanlarında elektrik çarpılmış gibi bir his ve uyuşmaya yol açar.

benim size önerim ; annenizi bizzat bir fizik tedavi uzmanına muayene ettirerek ayak tabanlarında elektrik çarpılmış gibi bir his ve uyuşmanın esas nedeninin tespit edilerek tedavisinin yapılması olacaktır.
geçmiş olsun dileklerimi sunar,acil şifalar dilerim.